Hakikat Yakar

 

Kozasından kendi kendine çıkmak için çabalayan kelebeğe, onu izleyen bir adam yardım eder. Adam, kelebeğin gücünün tükendiğini, yardımın ona iyi geleceğini zanneder. Ancak aslında kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedenindeki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede, doğru zamanda kozadan çıktığında uçabilmesini sağlayacakken, adamın yardımı tüm bu doğal süreci sekteye uğratır. Kelebek kozadan çıkar ancak hiçbir zaman uçamaz.

İnsan yavrusu annesinin kendisinden ayrı bir varlık olduğu gerçeğini 9 aylık olmadan önce idrak etmeye hazır değildir. Bunu zamanından daha erken anladığında, bu gerçekle baş edemez. Sistemi kendini 

koruyabilmek için otistik özellikler geliştirir. Hatta Dünya’ya gelinen ilk haftalarda bu ayrılık fark edilirse, bebek otistik olur.*

Bir insan meditasyon deneyimi içerisinde, bazı kolaylaştırıcılar aracılığı ile hazır olmadığı ölçüde “derinleştiğinde”, sistemi taşıyamayacağı bir Hakikat’i deneyimleyebilir ve sonrasında ruhsal olarak kendini toparlamakta oldukça zorluk çekebilir.  Hatta meditasyonda derinleşme konusunda önümüzde engel olarak gördüğümüz zihnimiz, aslında bizi korumaktadır. Aklımıza binbir türlü düşünce getirerek, bizi hazır olmadığımız bir deneyimin içine girmekten alıkoymaktadır. İçerdeki iklim hazır olduğunda, kişinin zaten aklına gelen düşüncelerin frekansı kendiliğinden azalacaktır ve kişi kendiliğinden hazır olduğu oranda derinleşecektir.

….

Demek ki doğal akışından daha erken deneyimlenen bir “hakikat insanı yakıyor”.   

O yüzden, yoga gibi mistik öğretilerde usta her zaman öğrencinin hazır olduğu kadarını ona verir.

Günlük hayat içerisinde de, biri bize hazır olmadığımız kadarını verdiğinde, yani  kaldıramayacağımız bir gerçekle yüzleştiğimizde; ya duymazdan geliriz, ya bunu söyleyenden bir yol bulup uzaklaşırız ya da bahsedilen gerçekliğin hayatımızda bir karşılığı olduğunu algılayıp, kırılıp dağılırız…

Aslında içimizdeki bilge taraf tam da bu “kırılıp dağılma” olmasın diye, her daim kendini korumanın yollarını aramaktadır. Taşıyamayacağımız bir gerçeği duymazdan gelmek, yaşanan deneyimleri bastırmak, unutmak, gerçeği söyleyenden uzaklaşmanın yollarını aramak, aslında hep bunun tezahürleridir.

 

İnsan ruhsal anlamda büyüdükçe, gerçeği sevme kapasitesi de artar.

Bu Dünya, bir ruhsal büyüme yolu ise, hayatlarımız aracılığı ile büyüyorsak, o zaman aslolan taşıma kapasitemizi, dolayısıyla hakikati sevme kapasitemizi arttırmaktır. Bir kimseyi sırf gerçeği ortaya koyacağım diye kaldıramayacağı bir gerçekle karşı karşıya bırakmak ya da kaldıramayacağımız bir hakikat ile erken karşılaşmaya heveslenmek değildir gerçek bilgelik ya da bilgelik yolunda olmak.

Bilge insan, gücünü nasıl kullanacağını bilir. Bildiği gerçeğin ne kadarını açık edeceğini bilir. Yoganın içerisinde bahsi geçen satya kavramı her zaman ahimsa ile birlikte işlemelidir. Ahimsanın hayattaki bir karşılığı da, karşımızdakine zarar verecek bir gerçekle onu yüzleştirmemektir. Eğer ki bunu yapıyorsak, bu bizim kendi içimizde aşmamız gereken bir probleme işaret etmektedir.

Zarar vermek derken, gerçekten altında kalacağı bir gerçekle yüzleştirmekten bahsediyorum yoksa hakikatle karşılaşmak insanı her zaman büyütür. Ve sevdiğimiz bir insanı canının acıyacağını, belki de hayatının alt üst olacağını bilsek de bunun altından kalkabileceğini hissediyorsak, gerçekle yüzleştirmenin daha hayırlısı olduğu kanaatindeyim.

 

Öldürmeyen büyütür. Taşıma kapasitemizi arttırır. Fantazilerimizle yüzleştirir. Gerçeği sevme kapasitemizi artırır.

Ve elbet “Doğru söyleyenin dokuz köyden kovarlar”.

Öldürmeyecek ama yakacak, yakıp da küllerinden doğmana yardım edecek hakikati konuşan, seven, Hakikat yolunu benimseyen azdır. Bu yol, “az seçilen yol”dur.

 

 

* Frances Tustin’in otistik çocuklar üzerinde yaptığı araştırmalarda, erken dönemde annenin kendi parçası olmadığını, kendisinden ayrı bir varlık olduğunu algılayan bebeğin bu durum karşısıda içinde uyanan hasetten kaçınmak için anne ile ilişkiyi kestiği, kendi bedeni üzerinden kendine uyaran vererek ruhsal gelişimini sürdürme yolunu izlediği yani otistik özellikler geliştirdiği anlaşılmıştır. Bebeğin bu gerçeği erken algılamasının sebebi annenin bebek ile kuramadığı ilişkiye dayandırılmaktadır.

Designed by Asu Somer and made with in Amsterdam by SeRiF