Eklemleri Çalıştırmak

Eklemleri Çalıştırmak

Paul Grilley

http://www.paulgrilley.com

 

Egzersiz kültürümüzde artık sıradan bir şey. Öylesine sıradan ki 20. Yüzyıl başlarında maraton koşanların akıllarını kaçırmış olabileceğinin düşünülmesini hatırlamak pek çok kişiyi şaşırtabilir. 1950lerde ve 1960larda sporcuların, “iri kaslı”ve “yavaş” olmalarına sebep olacağı, fiziksel yeteneklerini azalatabileceği için ağırlık çalışması yapmamaları konusunda uyarılmaları çok yaygındı. Ne kadar ironiktir ki;  2005 baharında profesyonel beyzbolda sporcuların steroid kullanmaları konusunda büyük bir skandal yaşanır. Yakın zamanlarda kaydedilmiş pek çok beyzbol tur vuruşu rekoru steroidlerin modern oyuncuları “fazla güçlü” yaptığı ve oyunculara “haksız üstünlük” sağladığı gerekçesiyle incelenir. Birkaç on yılda ağırlık çalışmak ile ilgili popüler efsane yüz seksen derece yön değiştirdi. Zararlı kabul edilen şey şimdi gerekli görülüyor ve liseden profesyonel seviyeye kadar tüm sporcular ağırlık ile idman yapmak için çalıştırılıyor ve teşvik ediliyorlar. Birkaç on yıl önce iyi donanımlı ağırlık çalışma odaları bulmak çok zor iken şimdi (Amerika’da) her lisede bir tane var.

Ağırlık çalışması, son yıllarda hakkında u-dönüşü yapılan tek egzersiz değildir; fizyoterapi de birçok temel varsayım ile ilgili fikrini tamamen değiştirmiştir. Bir kaç on yıl önce bir ameliyat, doğum veya incinmeden sonra hastaya “istirahat” önerilmesi çok yaygın bir tavsiyeydi. Adeta tıp fakültesinde terapistlerin aklına başka bir şey gelmediği zaman “yatak istirahati” önermelerinin öğretildiği bir ders vardı. Ne de olsa, istirahat pek işe yaramasa da neyi incitebilirdi ki? Ama, görünen o ki istirahat çok “incitebiliyor”.

Bir kaç on yıl içinde tam bir tersine dönüş ile çoğu ortopedik ameliyattan sonra istirahat yerine “hemen hareket kazandırma” “standart uygulama”ya dönüşmüş durumda. Bu “hareket kazandırma” hasta ayağa kalkabildiği an başlıyor. Ülkedeki her hastanenin talim çavuşu tavırlı hemşirelerini ameliyattan sadece birkaç saat sonra ameliyat hastalarına “kalkın ve yürüyün” diye emirler yağdırırken duyabilirsiniz. Ve “hareket kazandırma” hastanın hastaneden yalpalayarak çıkması ile son bulmaz. Standart ameliyat sonrası prosedür fizyoterapi veya “FT” olarak reçetelenmiş bir programdır. Bu program haftalarca ya da aylarca sürebilir, ve pek çok FT hastasının diyeceği gibi “hiç de eğlenceli değil”dir.

Insanların fizyoterapistlerinden nefret etmeleri gibi bir durum söz konusudur ve bunun için iyi sebepleri vardır. Normalde kibar ve empatik bir profesyonel olan bu kişi insanları onarılan eklemin kullanılmasını sağlamak için acılı ve yorucu egzersizleri yapmaya zorlarken hiçbir özrü kabul etmez. Her seanstan sonra heyecanla “Haftaya görüşürüz!” diyen fizyoterapist bir şekilde istismar edildiğini hisseden hastada genelde bir yüz buruşturma hissi yaratır. Ancak ekleminin hareket kabiliyeti yerine geldiğinde tüm dargınlıklar sona erer ve kişi fizyoterapistine “Kendisi için yaptığı her şey” için cömertçe teşekkür eder.

Ortopedik tıp neden yönünü istirahatten hareket kazandırmaya çevirmiştir? Çünkü ardı ardına yapılan çalışmalar göstermiştir ki hareketsizliğin eklemler üzerinde zararlı etkileri vardır. Hastalar ameliyattan hemen sonra sıkı bir fizyoterapiye başladıklarında daha hızlı ve daha tam olarak iyileşmektedirler. Eski bir deyişe göre “Hareket hayattır”. Hareket sağlık için gereklidir ve iyileşme bu basmakalıp sözün çok şiirsel olmasa da bilimsel olarak kabul edilmiş bir çeşididir.

Modern tıp birkaç konuda fikrini tamamen değiştirmiştir ve eklemleri çalıştırmanın sağlık ve doğru dürüst işlev için gerekli olduğunu onaylamıştır. Binlerce yıldır bu yoga pozlarının önermesi olmuştur. Belki okuyucum bu makalenin neyi amaçladığı konusunda biraz rahatsız olmaya başlamış olabilir. Acılı rehabilitasyon ile ilgili bunca söz niçin söyleniyor? Doğru dürüst yoga çalışması için zahmetli fiziksel disiplinin gerekliliği mi ima ediliyor? Hevesli Yogileri temin ederim ki yanıtımız dolu dolu bir “HAYIR!”. Bunları inceliyor olmamızın sebebi uç örneklerin temel prensipleri çok daha iyi tanımlıyor olması.

Modern tıp belli fiziksel hastalıkları incelerken ve tedavi ederken çok daha etkili. Tıbbi araştırmalar için harcanan paranın çoğu, olması gerektiği gibi, hayatı tehdit eden hastalılar ve güçten düşüren incinmeler için harcanmıştır. Böyle de olması gerekir. Yogiler için doğru tutku, zorlayıcı fizyoterapi yöntemlerini taklit etmek değil; bu terapilerin arkasındaki prensibe öykünmektir. Bu terapilerin arkasındaki prensip bir önceki makalemizde bahsettiğimiz Egzersiz Teorisi veya Fedakarlık Teorisi’ nin bir uzantısıdır. Eğer eklemlere baskı uygulanmazsa eklemler körelecektir. Eğer eklemler aşırı zorlanırsa bozulacak, kötüleşecektir. Sağlıklı hareket aralığı bu iki uç nokta arasında bir dengedir.

Eklemlerin doğru dürüst çalıştırılması ile ilgili daha fazla detaya girmeden önce yoganın fiziksel rehabilitasyondan çok daha fazlası olabileceğini vurgulamak bizim için çok önemlidir. Daha geniş yoga teorisine göre dünyayı üç beden aracılığıyla yaşarız ve tecrübe ederiz. Bu bedenler Fiziksel, Astral ve Nedensel bedenlerimizdir.

Fiziksel beden yoga veya fizyoterapi gibi egzersizlerle geliştirilir. Astral beden duygu ve arzuların bedenidir; psikoloji ve çeşitili dinlerin ahlaki ve etik prensipleri ile geliştirilir. Nedensel beden düşünce ve anlayışın bedenidir; disiplinli düşünme ve tecrübelerimizin nesnel analizi ile geliştirilir. Tam bir yoga çalışması üç bedenin birden geliştirilmesidir.

Hatha yoga için değişim zamanıdır. Hatha yoga ashramlardan dışarı çıkıyor ve “Hindu” dini bağlamından sıyrıldığı için ortalama bir Amerikalı’nın hayatına giriyor. Derin manevi ideallerin kaybından dolayı şikayet edenler var. Başkaları da dini ima eden fikirlerden kurtulmanın mutluluğuyla “Yoga: Tütsü yerine kalori yakın” yazılı tişörtlerini gururla giyiyorlar. Sonraki makalelerin birinde genişleyen yoga evreninin bu idealist bölünmesini keşfedeceğiz ama şimdilik sadece yoganın her zaman kapsayıcı bir bilim olduğunu söylememe izin verin. Çatısının altında herkese yer vardır. Kimileri tüm ziyafetinden yemeyi tercih eder, kimileri sadece bir içeceği ile serinlemeyi. Eğer kendi tercihimiz atletizmden ve fiziksel rehabilitasyondan daha derin bir şeyse bu yine de atletizm ve fiziksel rehabilitasyonun değerini azaltmaz.

Tüm bunları söyledikten sonra bir sonraki makalemizde fiziksel bedenimizin eklemlerini incelemeye geri döneceğiz.

 

Çeviren : Fatma Özdemir

Designed by Asu Somer and made with in Amsterdam by SeRiF