Yoga Journal Röportaj 2016

 

Bu Hayat Koşullarında Yin’e Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

 

Günümüz modern dünya düzeni çok dışa dönük, hızlı ve hedef odaklı. Yin Yoga insana yavaşlamayı hatırlatıyor, durup kendini dinlemesi, “kendi hakikati ile bağ kurması” için bir alan açıyor. Yapmaya, olması gereken’e odaklı halimizi dengeliyor. Teslimiyeti geliştirmeye yardımcı oluyor. İnsanın bilinmezlikle, çaresizlikle kalabilme yetisini geliştiriyor. 

 

Yang Yoga’da da tabii ki olan’a ve an’a odaklanma söz konusu ancak yavaşlamanın ve sürekli size dışarıdan ne yapılacağının söylenmediği, kendi beden gerçekliğinizi esas alarak pozu bulduktan sonra, yine kendi beden ve ruh ihtiyaçlarınızı göz önüne alarak pozun içinde ne kadar ve nasıl kalacağınıza karar verdiğiniz ve bu süre içinde kendinizi dinlediğiniz bir pratik, bu anlamda çok daha etkili oluyor. 

 

Çoğu kişi aklındakileri gerçekleştirirse “mutlu” olacağını düşünüyor. Bir günün iyi geçip geçmediğini, o gün aklımızdaki kaç işi hallettiğimizden yola çıkarak karar veriyoruz. Hal bu iken, bir pozun içine girip, olması gereken’i, aklımızdaki bir resme benzemeye çalışmayı bir kenara bırakmak insanı rahatlatıyor. Yin Yoga’da bu tavrı öğrenciye aktarmaya çalışmanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Her bedenin kendi gerçekliğine uygun bir şekilde, beden farklılıklarını, o günkü gerçekliğini göz önüne alarak kendi uygulamasını bulması da insanı tavır olarak “olması gereken” yerine, “olan”a odaklamayı kolaylaştırıyor. Ve günümüzde hepimizin olması gereken, aklımızdaki resimler, arzular yerine olan’a odaklanmaya ve kendimizle bağ kurmaya ihtiyacımız var.

 

 

Yin Yoga’yı Neden Denemeli?

 

  • Yin Yoga bana göre günümüz insanı için bir terapi niteliğinde. İnsanı kendi ruhuna yaklaşmasına, pozlar içindeki -dolayısıyla hayat içindeki- genel tavrı, o anki gerçekliği ile yüzleşmesinde yardımcı olarak kullanılabiliyor.

 

  • Özellikle şehirlerdeki hayatın hızını bir süreliğine yavaşlatmak ve bu yang halimizi dengelemek için denemeli. 

 

  • Günümüz hayatının hedef odaklılığını, içimizdeki başarmaya odaklı yang tarafları dengelemek için bir araç olarak kullanılabilir. 

 

  • Bağ dokusundaki uzun süreli yapışmaları açmaya yardımcı oluyor. Yang Yoga’daki daha kısa süreli germeler bu uzun süreli yapışmaları açmada etkili olamayabiliyor. Yin Yoga genel anlamda omurga sağlığı, meditasyona rahat oturmak veya Yang Yoga’daki hareketlerimizi kolaylaştırmak için kalça bölgesini derinden esnetmek vb konularında insana çok yardımcı oluyor. 

 

  • İnsanı hem fiziksel hem de zihinsel olarak meditasyona hazırlıyor. Meditasyona uzun süreli oturmayı kesinlikle çok kolaylaştırıyor. 

 

  • İnsanın Yang Yoga pratiğindeki tavrını da çok değiştiriyor. Bana göre orada da daha meditatif bir tavrı bulmayı sağlıyor, daha az başarmaya odaklı bir pratik geliştirmeye yardımcı oluyor. 

 

 

Yin Yoga ile enerjetik olarak neler değişiyor?

 

Paul Grilley “Vücuttaki meridyenleri birer sulama kanalına benzetirsek; Yin Yoga kanalın dibinde birikmiş döküntüleri tarayarak temizliyor, Yang Yoga ise sıvının bu kanallardan akmasını stimüle ediyor.” der.

 

Yin ve Yang Yoga, her ikisi de meridyenler üzerinde bir çalışma yapmamızı sağlıyor. İkisi etki anlamında birbirini tamamlıyor.

 

 

Yin Yoga Neden Bu Kadar Popüler Olmaya Başladı?

 

Yin Yoga’nın popüler olmasının sebebini hayatın yang taraflarında dengeyi kaçırmış olmamıza ve bu yoga tarzının bir nevi terapi görevi görerek, bu dengeyi sağlamasına bağlıyorum.

 

Ayrıca insanlar bu yoga tarzındaki kapsayıcı yaklaşımı seviyorlar. Bu yoga tarzında genelde anatomik farklılıklar baz alınarak herkese uygun bir uygulama bulunabiliyor. İnsan kendini “yapamıyor” “başaramıyor” hissetmeden, kendi bedeni neye izin veriyorsa, ona uygun bir uygulama buluyor. Sürekli komut almadan pozda kendi ile baş başa kalmak, yavaşlamak çoğu kişiye iyi geliyor. Fiziksel tarifin ötesinde, pozların ardındaki mantığı, pozun amacını, fonksiyonel hedefini öğrencinin anlaması sağlanıyor. Bu idrak öğrencinin sürekli, “doğru mu yapıyorum, yanlış mı?” düşüncesinden uzaklaşmasını ve pozun içinde rahatlayıp, kendini dinleyebilmesini kolaylaştırıyor. Bu da kişiye iyi geliyor.  İyi hisler, deneyimler peşinde koşmadan, olan’a odaklanılıyor. İnsan bir süre durup kendine olduğu gibi bir bakıyor, bu günümüz insanın çok ihtiyaç duyduğu bir tavır. İnsanın kendi gerçekliğine yaklaşmasına yardımcı oluyor. Bu bağ çok kopmuşsa zor geliyor tabii bakmak; çok acı, korku, öfke varsa kendi gerçekliğine bakmak kolay olmuyor. 

 

 

Yin Yoga’yı Daha Derinden Hissedebilmek için:

  • Kendi Sınırımı Nasıl Bilebilirim? 

 

Ağrının olmadığı yerde kalarak. Ağrı, ani giren bir acı, batan, kendini noktasal hissettiren bir acı istemiyoruz. Dizde, belde ve boyunda bir rahatsızlık istemiyoruz. Kişi bunlar olmadan o günkü fiziksel ve duygusal sınırları neye el veriyorsa hem pozun içine girme anlamında, hem de süre anlamında kendi gerçekliğine göre sınırını bulmalı. Hoca bu anlamda öğrenciyi yönlendirmeli. Gerektiğinde daha çok kalmak gerektiğinde erken çıkmak, gerektiğinde pozu modifiye etmek konsunda öğrenciyi yüreklendirmeli, yönlendirmeli. 

 

Hareketsiz Kalamıyorum ya da Değişik hissiyatlara Giriyorum? Bu Neden Kaynaklanıyor ve hareketsiz kalmayı nasıl sağlayabilirim? 

 

Zannedilenin aksine, “X şekle gireceksin ve Y süre hareketsiz kalacaksın” dediğimiz bir pratik değil Yin Yoga. Poza giriş ve çıkış yerimiz farklı olabilir. Poz içerisinde iken ihtiyaçlarımıza göre belli modifikasyonlar yapılabilir. 

 

Ancak tabii ki isteriz ki insan pozda sakinleşebildiği bir yer bulabilsin ve kalabildiği kadar/iyi geldiği kadar pozda kalsın. Buna rağmen insanı içi kıpır kıpırsa, bir türlü sakinleşemiyorsa durup bu haline bakmak gerekir. Onu yavaşladığında ve kendi ile baş başa kaldığında bu denli rahatsız edenin ne olduğunu anlamaya çalışmak gerekir. Öncelikle “kalamıyorum, içim kıpır kıpır” diyebilmek ve bu halimizi kendimize kızmadan kabul etmek lazım ki değişebilme yolu açılsın. Sonra da bu hale sebep olan kaynağı anlamaya niyet etmek ve tüm hayatımızı bu anlamda gözlemlemek. Hiçbir şey zorla değişmeyecektir ancak anlamak ve anlaşılmak değişimi getirebilir. 

 

Kişi pozda öfke, korku, içinin kıyıldığını hissetmesi, ağlama isteği vb gibi hislerle karşılaşabilir. Bunların hepsi o anki gerçekliğimizin göstergeleridir. Bunlar ister bakalım ister bakmayalım oradalar ve bakmak, görülmek bu duyguları rahatlatıyor. İnsan ağlayacaksa ağlayacak, tolere edebiliyorsa öfkesini izleyerek pozda kalacak, derin nefes alıp verecek gerekirse, her nefes verişte gevşemeyi deneyecek… 

 

Ancak hepimizin irili ufaklı birçok travması var ve bazen çok derin travmalar, acılar açığa çıkabiliyor. Bu anlamda kişi kesinlikle kalmak istemediği noktada pozda kalmaya zorlanmamalı. Her pratik, herkese iyi gelmek zorunda değil. Bazen hayatın bir döneminde yavaşlamak ve kendinizle baş başa kalmak iyi gelmez, başka bir döneminde ise, bakarsınız bu durum değişmiş. İnsanın kendi ile karşılaşmaya hazır olması önemlidir ve aslında insan pozdan erken çıkarak, bazen kaldıramayacağı durumlara karşın kendini korur.

 

Duruşların içinde Ne Kadar Kalmalıyım?

 

Ağrını olmadığı kadar uzun ve o gün fiziksel, duygusal, zihinsel anlamda tolere edebildiğiniz kadar. Genelde min 2 maksimum 20 dk. Pozdan poza, günden güne, kişiden kişiye süre değişecektir ve kişinin ihtiyaçlarına göre ayarlanmalıdır. 

 

Duruştan çıktıktan sonra ne yapmalıyım? 

 

Duruştan çıktıktan sonra pozun bir “yankı” zamanı söz konusu oluyor. İngilizcede buna “rebound” diyoruz. Pozun artçı etkilerini hissettiğimiz zaman dilimi. 

Bu zamanda öğrenciye kısa bir Savasana’ya geçmesini ve pozun etkilerini dinlemesini veya pozdan sonra ihtiyaç duyduğu dengeleyici hareketleri yapmasını öneriyoruz. 

 

Pozdan yavaş çıkmak, çıkarken ve çıktıktan sonra kendini dinlemeye devam etmek ve çıkışta o anki ihtiyaçlarına cevap veriyor olmak önemli. 

 

Size göre Yin Yoga günümüzde yoga dünyasında nerede yer alıyor? 

 

Benim anlayışıma göre, eski zamanlarda uygulanan Hatha Yoga, günümüz yin ve yang yogasının ortasında yer alan bir uygulama. 

 

Yin Yoga modern yoganın zamanla yanglaşması sebebiyle, bu tarzı dengelemek/tamamlamak için biraz da mecburiyetten ortaya çıkmış bir tarz. Yoksa kendini diğer Hatha Yoga ekollerinden ayrıştırmaya çalışan, bu tarz bir uygulamanın “daha iyi veya faydalı olduğunu” savunan bir ekol değil. Pozlarda uzun süre kalma prensibi aslına bakarsanız evvel eski Hatha Yoga’nın içerisinde yer alıyor. Iyengar’ın, Swami Satyananda Saraswati’nin birçok kitabında pozları 1 dakikadan başlatarak zamanla 10/20 dakikalara kadar çıkarmayı önerdiğini bulabilirsiniz. Ve aslına bakarsanız eskiden uygulama içerisindeki tavır da, günümüzde çoğu yoga kişinin uygulamasındaki kadar “eril” değildir. Her poz eril ve dişil enerjilerin bir dengesini içerir. Yin Yoga, uygulamalardaki bu dişil tavır ve genel anlamda hayattaki dişil enerji -hayatı daha kabul, teslimiyet içeren bir tavır ile yaşamak-, Batı dünyasındaki yoga anlayışında geri planda kaldığı için; yogaya ve hayatımıza bir denge getirmek amacıyla ortaya çıkmış ve uygulanmakta olan bir yoga tarzıdır. Yin Yoga’yı günümüzde insanlara bu denli sevdirenin, bu denge arayışı, uygulamanın içerisinde, bize kendimizi dinlemeye ve olan’ı kabul ve teslimiyeti beslemeye ayrılan alan olduğunu kanaatindeyim. 

 

 

 

Designed by Asu Somer and made with in Amsterdam by SeRiF